2 Haziran 2014 Pazartesi

Birbirini Pekiştiren Kavramlar: Panoptikon ve Sinoptikon


Sinoptikon kavramını tartışmak için, öncelikle panoptikonu tekrar hatırlamak gerekmektedir. Eski zamanlarda da, birçok tasviri olan ve birçok uygulamasına rastladığımız “göz”, yani “izleme”, “gözetleme” durumu söz konusu olmaktadır. Fransız yazar, düşünür, sosyolog Michel Foucault, ortaya attığı panoptikon kavramıyla, günümüzde iktidar, muhalefet ve yönetilen arasındaki bağlantıyı “göz” bakış açısıyla ortaya koymaktadır. Öztürk, bir makalesinde panoptikonu “kendisini göstermeden görebilme ilkesi” olarak tanımlamaktadır. Foucault, panoptikon kavramını yaratırken öncelikle hapishane incelemelerini gerçekleştirmektedir. Foucault’nun hapishanedeki sistemden çıkardığı sonuç, “tutukluda iktidarın otomatik işleyişini sağlayan bilinçli ve sürekli bir görülebilirlik halini yaratmak” olduğudur.

Öncelikle panoptikon, bir hapishane tasarımıdır. Kavramı sosyal bilimlere kazandıran Foucault olsa bile, bu kendine münhasır hapishane modelinin mimarı Jeremy Bentham’dır. Bentham, 1791’de bu hapishane projesini ürettiğinde, amacı, bedenleri ve zihinleri ıslah ederek yeniden topluma kazandıracak bir iktidarı içselleştirme sisteminin kurgulanmasıydı. Kısaca açıklamak gerekirse, ortada bir gözetleme kulesi, onun etrafında dairesel biçimde tasarlanan hücreler, her bir hücrede sadece bir mahkûmun yer alması, hücreler arasında duvarların bulunması, bu nedenle mahkûmlar arasında iletişimin mümkün olmaması ve mahkûmların daima gözetleme kulesindeki gözetleyici tarafından gözetlenmesi. Bu özgün mimari yapıda hücrelerin iki penceresi vardı: gözetleme kulesine bakan pencere içeride, hücrelerin içine ışığın içeriye sızmasını sağlayan pencere dışarıda[1].

Sinoptikon kavramı ise, çoğunluğun az kişiyi izlemesiyle, kendisini “az” kişinin söylemlerine göre uyarlaması, disipline etmesidir. Yani, çoğunluk, azlığın etkisi altına girerek, uyma davranışı göstermektedir. Sinoptikon kavramı, özellikle kitle iletişim araçlarının gündelik hayattaki yeri itibariyle etkili bir disiplin biçimidir. Radyo ve televizyonun her eve girmesiyle, çok olan kısım, azı izlemeye ve azı kanıksamaya başlar. Özellikle yarışma, eğlence, gösteri programları, haber bültenleri ve tartışma programları sinoptikonun yaşam bulduğu program türleri olarak öne çıkmaktadır.

Geniş alanlara dağılan, birbirinden farklı yaşlara, sınıfsal konumlara, cinsiyetlere, tercihlere, kültürel arkaplanlara sahip insanlar, kültür endüstrilerince yaratılan aynı mesajlara maruz kalırlar. Mesajların içeriği önemli kişilikler, yıldızlar, kurmaca veya gerçek olaylar olabilir. Buna karşın, mesajların yaratımında alımlayıcıların doğrudan bir katkısı olmaz, onlar katılımcı değildirler; daha çok kendilerine sunulanları alırlar. Sinoptikonda belirleyici olan, görünürlüğün değişmesidir. İnsanlar, az sayıdaki kurgusal veya gerçek karakterleri takip ederler[2].

Sinoptikon anlatımında, sinema sanatının son derece etkin ve tatmin edici eserler ortaya koyduğu gözlemlenmektedir. Özellikle, Bin Dokuz Yüz Seksen Dört(1984) kitabı ve filmi; Truman Show(1998); Bir Rüyaya Ağıt(2000) ve V for Vendetta(2005) filmleri, sinoptikonun anlatımı açısından kılavuz niteliği taşıyan sanat eserleridir.


SONUÇ

Şuan ki yaşantımızda, panoptikon ve sinoptikon modelleri beraber yürümektedirler. Louis Althusser’in devletin ideolojik aygıtları tarifinde polis, kitle iletişim araçları, eğitim ve din ön plana çıkmaktadır. Panoptikon, polisin uygulamalarında; sinoptikon ise, kitle iletişim araçları sayesinde gerçekleştirmektedir. Kitle iletişim araçları ayrıca, eğitim; kanaat önderleri ve din gibi konularda da uygulama aracı işlevini gerçekleştirir. Sokaktaki, iş yerindeki, kamudaki, internetteki kamera çekimlerinde gözüken tek tip insan modeli, kitle iletişim araçlarıyla üretilmektedir. Bu yüzden panoptikon ve sinoptikon birbirini pekiştirir.



[1] Michel Foucault, Hapishanenin Doğuşu, İstanbul, İmge, 2006: 292; 296-297
[2] Serdar Öztürk, Filmlerle Görünürlüğün Dönüşümü: Panoptikon, Süperpanoptikon, Sinoptikon, Ankara, Gazi Üniversitesi İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi, Bahar 2013, Sayı 36

Requiem for a Dream

1984 (film)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder